admin Hakkında

Ana Sayfa » admin (Page 3)

Adı - Soyadı :

E-Posta Adresi : admin@haberbul.org

Hakkında :

1.319 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Teknoloji Kategorisine Eklenmiş.

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Safiye Çıkrıkçıoğlu Meslek Yüksekokulu Gıda Teknolojisi Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Hasan Cankurt, AA muhabirine yeni buluşla ilgili açıklama yaptı.

ERÜ Gıda Mühendisliği Bölümünden Prof. Dr. Hasan Yetim ve Yıldız Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Osman Sağdıç ile geliştirdikleri yönteme, isimlerinin baş harflerinden oluşan “H2O” adını verdiklerini söyledi.

Proje kapsamında peynirde bozulmayı önlemek için kullanılan tuzu, yasal limitlerin de altına indirmeyi başardıklarını ifade eden Cankurt, şöyle devam etti:

” Peynir salamura işleminde, bizim geliştirdiğimiz jel tekniğini kullandık. Bu teknikte peynirin içerisinde bekletildiği salamura suyunu kıvam artırıcı jel hale getiriyoruz. Bu sayede aztuz kullanmış olsak bile peynir suyu çekemediği için yumuşayıp bozulmuyor. Normalde az tuz kullanırsanız peynir ortamdaki suyu çeker ve erir. Biz bu çalışmada, salamura suyunu kıvam artırıcılar ekleyerek peynire geçecek suyu bağladık. Bu sayede de peynir erimiyor, lezzeti de güzel. Tuzu azaltıldığı için peynir tadı daha çok algılanıyor.”

Cankurt, kullandıkları kıvam artırıcıların hayvansal ve bitkisel kaynaklı olduğunu vurgulayarak, sağlığa hiçbir zararının olmadığını kaydetti.

Projeye 150 bin lira bakanlık desteği

Projelerine, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 150 bin lira hibe desteği verildiğini dile getiren Cankurt, patent başvurusunu da yaptıklarını bildirdi.
 

(AA)

1.132 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Teknoloji Kategorisine Eklenmiş.

Antivirüs yazılım firması ESET’in Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Alev Akkoyunlu, sosyal medya hesaplarındaki pek çok linkin, kullanıcıları sahte ve virüslü sitelere yönlendirdiğini, bu şekilde kişisel ya da finansal bilgilerin elde edilmesinin hedeflendiğini bildirdi.

Antivirüs yazılımı firması ESET ve Türkiye Ekonomi Bankasının (TEB), son yıllarda dijital dünyada artan tehditler, çözümler konusunda kurumları ve kullanıcıları bilgilendirdiği “ESET-TEB Kurumsal Bilgi Güvenirliği Toplantıları”nın dördüncüsü Konya’da yapıldı.

ESET Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Akkoyunlu, toplantıda, “bana bir şey olmaz” diyerek hem bireylerin hem de kurumların siber saldırıların hedefi haline geldiğini söyledi.

Siber saldırılardan korunmak için yapılması gereken 4 önemli konu olduğunu vurgulayan Akkoyunlu, “Öncelikle sosyal medya linklerine güvenmemekle işe başlayabilirsiniz. Sosyal medya hesaplarındaki pek çok link, kullanıcıları sahte ve virüslü sitelere yönlendiriyor, kişisel ya da finansal bilgileri elde etmeyi hedefliyor. Tıkladığınız linke dikkat edin” dedi.

İkinci sırada parola probleminin olduğunu belirten Akkoyunlu, basit şifrelerin hackerlerin işini kolaylaştırdığını, banka, online alışveriş ya da mail hesapları için mutlaka ayrı ayrı ve olabildiğince küçük-büyük harfli, rakamlı şifrelerin oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Microsoft Office, Adobe Flash Player ya da Java gibi programlara ilişkin sistem güncellemelerinin mutlaka yapılması uyarısında bulunan Akkoyunlu, şunları kaydetti:

“Zararlı yazılımların pek çoğu güncellenmeyen sistemlerin açıklarını kullanarak iş görür. Dördüncü olarak, aslında birer bilgisayar olan akıllı cep telefonunuza üçüncü parti aplikasyon mağazalarından kaynağı belirsiz program indirmeyin. Bu dört temel konuya özen gösterirseniz, hackerlerin işini zorlaştırmış ve cazip bir hedef olmaktan kurtulmuş olursunuz.”

Türkiye’de mobil bankacılık müşterisi iki kat arttı

TEB İnternet ve Mobil Bankacılık Yöneticisi Şahin Gör ise online bankacılığın geliştiğini, özellikle mobil bankacılığa güçlü bir yönelim olduğunu anlattı.

Türkiye’de mobil bankacılık müşterisinin 2014 yılında bir önceki yıla göre iki kat artarak 6 milyon 711 bin kişiye ulaştığını aktaran Gör, “Mobil bankacılık uygulamamız CEPTETEB’i kullanan müşterilerimizin yüzde 55’i, sadece bu kanalı kullanarak bankacılık işlemlerini diledikleri zaman diledikleri yerden gerçekleştiriyor. Müşterilerin beklentilerine cevap vermek için şirketlerin de dijitalleşmesi ve mobil teknolojileri kullanması gerekiyor” diye konuştu.

Suç bilimleri uzmanı İsa Altun da kişilerin kredi kartı bilgilerini bir biçimde ele geçiren siber suçluların bu bilgileri Türkiye’de kullanmak yerine uluslararası suç örgütlerine sattığına işaret etti.

Türkiye’den çalınan kredi kartının Güney Amerika’da, Bolivya ya da Peru’da kullanıldığını ifade eden Altun, bu ve buna benzer durumlardan ancak teknoloji desteğiyle ve tehlikeler konusunda bilinçlenerek korunmanın mümkün olduğuna dikkati çekti.

(AA)

1.069 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Teknoloji Kategorisine Eklenmiş.

ABD’deki Elektronik Mahremiyet Bilgi Merkezi (EPIC) adlı yurttaşlık hakları savunucusu kuruluşun “özgürlük şampiyonu” ilan ettiği Apple’ın CEO’su Cook, teknoloji firmalarını eleştirerek, tüketicilerin yanında yer alan bir açıklamada bulundu.

970 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Haber Kategorisine Eklenmiş.

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) İletişim Fakültesi tarafından yapılan araştırmada, seçmenlerin büyük bölümünün sosyal medyayı kullandığı ve yaklaşık yüzde 60’ının sosyal medya üzerinden yapılan siyasi paylaşımları beğendiği belirlendi.

İletişim Fakültesi öğretim görevlisi Dr. Mustafa Bostancı, AA muhabirine yaptığı açıklamada araştırma kapsamında, TÜİK tarafından belirlenen Türkiye’nin 7 bölgesinde, 26 ilde bin 200 seçmenle görüştüğünü söyledi.

Seçmenlerden yüzde 84,4’ünün Facebook kullandığını belirten Bostancı, “Yüzde 77,1’i YouTube, yüzde 60,7’si Twitter ve yüzde 43,2’si ise Instagram kullanıyor. Kullanım oranları seçmenlere ulaşmanın en kısa yolunun sosyal medya olduğunu gösteriyor” dedi.

Bostancı, seçmenlerin sosyal medya üzerinden siyasallaştığını ifade ederek, şunları kaydetti:

“Seçmenler sosyal medyayı öncelikle evden, sonra mobil cihazlardan takip ediyor. Seçmenlerin yüzde 72’si akıllı telefon, yüzde 30’u ise tablet kullanıyor. Sosyal medyada genellikle 1-3 saat arasında zaman geçiriyorlar. Seçmenler genellikle en sık fotoğraf, ardından yazı ve video paylaşmayı tercih ediyor. Seçmenlerin yüzde 35’i sosyal medya üzerinden siyasi içerik üretiyorlar. Yüzde 58’i sosyal medya üzerinden yapılan siyasi paylaşımları beğeniyor. Yüzde 43’ü ise destekledikleri siyasi partiyi sosyal medyada açıkça ifade ettiklerini belirttiler. Siyasi parti liderlerini sosyal medya üzerinden takip edenlerin oranı ise yüzde 48. Seçmenlerin yüzde 18’i de siyasetçilerle sosyal medya üzerinden diyalog kurduğunu belirtti. Seçmenlerin yüzde 56’sı internet üzerinden oy kullanmayı tercih ediyor. “

Seçmenlerin yüzde 28’inin siyasi tercihlerinin sosyal medya paylaşımlardan etkilendiğini belirten Bostancı, büyük bir çoğunluğunun gündemi belirleyici gücü olduğuna inandığını ifade ederek, “Ayna zamanda sosyal medyada dolaşan siyasi bilginin doğruluğundan şüphe duyuyorlar. Parti üyeliği bulunan seçmenler sosyal medyada daha fazla siyasi davranış sergiliyorlar. Akıllı telefon kullanan seçmenler diğerlerine göre daha fazla siyasi davranışta bulunuyorlar. Erkek seçmenler sosyal medyada siyasi fikirlerin özgürce paylaşılabileceğine kadın seçmenlerden daha fazla inanıyorlar” ifadelerini kullandı.

(AA)

816 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Haber Kategorisine Eklenmiş.

Türkmeneli Dernekleri Federasyonu Genel Sekreteri Aydın Beyatlı, Suriye’deki Türkmenlere Türkiye’nin yardım elini uzattığını belirterek, “Bugün Bayırbucak Türkmenleri sesini duyurabiliyorsa, Türkiye’nin arkasında olmasından dolayıdır. Bayırbucak Türkmenlerinin Türkiye dışında destekçisi yoktur” dedi.

Beyatlı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Suriye ve Irak’ta yaşayan Türkmenlerin son aylarda büyük zorluklar yaşadığını söyledi.

Ortadoğu’nun en hareketli bu iki ülkesine sık sık ziyaretler yaptığını anlatan Beyatlı, Irak’ta yaşayan Türkmenlerin de son derece zor şartlar altında yaşadığını belirtti.

Terör örgütü DAİŞ’in Musul’u almasının ardından Irak ve Suriye’de dengelerin değiştiğini ifade eden Beyatlı, bölgede her geçen gün mazlum halkların yaşamının zorlaştığını dile getirdi.

Beyatlı, geçen hafta Duhok ve Sincar’a gittiğini, Türkiye’nin bu bölgede yaptığı yardımları yerinde gördüğünü aktardı. Türk Kızılayı ve Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Irak’ta yardımlarda bulunduğunu belirten Beyatlı, “Bu yardımlar bugüne kadar devam etti. İlk gidişimde Sincar’ın yakınlarında yardım tırlarını ve Türk Kızılayı görevlilerinin ‘kelle koltukta’ bölgeye gittiğini büyük bir sevinçle gördüm” diye konuştu.

– “Bu desteğinde burada kalmaması gerektiğini düşünüyorum”

Irak ve Suriye’de yaşanan gelişmeler karşısında en masum halkın Türkmenler olduğunu dile getiren Beyatlı, şunları kaydetti:

“Suriye’de çok ciddi bir kanama var. Bundan bütün Suriyeliler gibi Türkmenler de çok ciddi etkilendi. Bölgede yaşayan Bayırbucak Türkmenleri zarar gördü ve görüyor. Sıkıntının başladığı ilk günden itibaren diğer muhalif unsurlara yapılan yardımlar gibi oradaki Türkmenlere de Türkiye Cumhuriyeti tarafından yardım yapılmaktadır ancak bugünlerde seçim arifesinde üzülerek seyrediyoruz, bazı konular ortaya atılmaktadır. Suriye ve Irak’taki Türkmenler kullanılmak istenmektedir. Bizim ümidimiz ve isteğimiz, bu Türkmen meselesi seçimden sonra Meclis’te dile getirilsin, neler yapılması gerekiyor, tartışılsın. Bu, devlet politikası olmalı. Seçim için malzeme olmaması gerekir.”

Beyatlı, Irak ve Suriye Türkmenlerinin kader birliği içinde olduğunu belirterek, Suriye’deki Türkmenlerle sürekli görüştüğünü söyledi.

Türkiye’nin Suriye’de iç savaşın çıktığı günden itibaren Bayırbucak Türkmenlerinin yanında yer aldığını belirten Beyatlı, “Bugün Bayırbucak Türkmenleri sesini duyurabiliyorsa, Türkiye’nin arkasında olmasından dolayıdır. Bayırbucak Türkmenlerinin Türkiye dışında destekçisi yoktur. Bu desteğin de burada kalmaması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye daha da güçlenmeli, Türkmenlerin uluslararası mahfilde, siyasi ve hukuki zeminde sesini daha gür duyurmalıdır” diye konuştu.

“Türkiye’nin yardımlarının yoğun şekilde devam etmemesi halinde, oradaki Türkmenlerin çok ciddi sıkıntıya gireceği aşikar” diyen Beyatlı, “Türkmenler bir taraftan DAEŞ mezalimiyle karşı karşıya kalırken diğer taraftan da Şii ve bazı Sünni gruplardan baskı görüyor” ifadelerini kullandı.

(AA)

706 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Haber Kategorisine Eklenmiş.

Terör örgütü PKK’nın, 7 Haziran’daki milletvekili genel seçimi öncesinde doğudaki birçok ilde olduğu gibi Ağrı’da da seçmene baskı ve tehdit mektupları göndermesi, tepkiyle karşılandı.

Bölgedeki siyasetçiler, seçmenin özgür iradesinin sandığa yansımasını engellemeye çalışan terör örgütünce vatandaşlara “AKP’ye çalıştığınız söyleniliyor. Bunu netleştirmek için yanımıza gelirseniz iyi olur” ve “Öncelikle selamlarımızı iletiyoruz. Bazı konular üzerine sizinle görüşmemiz gerekiyor. Bilinen yollar üzerinden buraya gelmeniz lazım. Sizi bekliyoruz” şeklinde mektuplar gönderilmesine tepki gösterdi.

AK Parti Erzurum milletvekili adayı Abdurrahim Fırat, terör örgütü PKK’nın Ağrı’da tehdit içerikli mektuplar dağıttığı duyumlarının ve görsellerin kendilerine de ulaştığını belirterek, Erzurum’da da vatandaşın tehdit edildiğini söyledi.

Bu tehditlerle HDP’nin Çözüm Süreci’ne karşı duruşunu sergilediğini ifade eden Fırat, “Bu şiddet ortamına devleti tekrar çekip 1990’lı yıllara dönmek istiyorlar. Kesinlikle Çözüm Süreci’nden yana bir tavır değil. ‘Halkın iradesine saygılı olmak’ şeklinde beyanda bulunuyorlar. O zaman neden halkın iradesinin tezahürü olan sandığa müdahale ediyorlar. İnsanların kendi özgür iradeleriyle istedikleri partiye oy vermeleri demokrasiyi getirir. Baskı ve tehditle insanları korkuttuğunuz zaman o insanın içinde bir nefret oluşturursunuz, zalim olursunuz. Bunun toplumda bir karşılığı olmayacaktır” diye konuştu.

Fırat, Erzurum’un Çat, Köprüköy ve Horasan ilçelerinde de tehdit yönteminin denendiğine işaret ederek, şunları söyledi:

“Kürtleri tek tipleştirip tek parti çatısı altında toplamaya yönelik bir hareket içindeler ancak güney ilçeleri de Erzurum’un diğer ilçeleri gibi her türlü siyasi görüşün olduğu ilçelerdir. Bunların halka saygısı olmadığı için özellikle tehdit ve baskı yöntemini kullanıyorlar. Daha önce ülkemiz askeri ve bürokratik vesayetten çok sıkıntılar çekti. Bunlar da aynı modeli Kürtlere uygulamak ve Kürtler üzerinde bir vesayet oluşturmaya çalışıyorlar ancak halkımızın inancı, iradesi buna ‘dur’ diyecektir. Halk artık barış istiyor, demokrasi istiyor, insan hakları istiyor, huzur ve emniyet istiyor. Bunu sağlayan siyasi parti de AK Parti’dir.”

– “Burada, mesajlı, telefonlu, mektuplu, kurşunlu tehditler alıyoruz”

AK Parti Van Milletvekili ve 25. dönem milletvekili adayı Burhan Kayatürk, kendilerine çeşitli tehditler geldiğine işaret ederek, iki gün önce de seçim otobüslerine saldırıldığına dikkati çekti.

Bulundukları yere doğru taşlar atıldığını belirten Kayatürk, şöyle devam etti:

“Burada, mesajlı, telefonlu, mektuplu, kurşunlu tehditler alıyoruz. Bazı milletvekili adaylarımızın kapısına bırakılmış boş kovanlar bulundu. Dağdan insanların getirerek adaylarımızın kapılarına bırakılan mektuplar var. Bu halkın kendilerine daha fazla oy vermesi için korku salıyorlar, ‘bize oy vermezseniz sizlere zarar veririz’ diyorlar. Bunlar demokrasi mücadelesi içinde olmaması gereken şeylerdir.”

AK Parti Van milletvekili adayı Ömer Çaha, HDP’nin bölgede büyük bir korku, baskı ve tehdit oluşturduğunu dile getirdi.

Kent merkezinde bunun çok hissedilmediğini ancak köylerde baskının çok daha fazla olduğunu bildiren Çaha, “Sandık başlarında görev yapacak arkadaşlarımızdan tespit edebildiklerini tehdit ederek istifa etmelerini istiyorlar. Köylerdeki vatandaşlara ‘evlerinizi, arabalarınızı yakarız, çocuklarınızı kaçırırız’ diye tehdit ediyorlar. Bunu sadece HDP yandaşları değil, aynı zamanda HDP’nin yöneticileri ve yetkilileri de yapıyor” diye konuştu.

Çaha, “Köylere giderek bize oy vermezseniz sizlere hizmet etmeyiz, yollarınızı yapmayız şeklinde tehditler savurarak baskı altına almaya çalışıyorlar” dedi.

AK Parti Van milletvekili adayı Faruk Alpaslan, evlere tek tek giderek mektup bırakıldığını vurgulayarak, “Aynı zamanda oy kullanılmaması konusunda bazı kesimler de bildiri dağıtıyor. Bu yapılan baskı ve tehditlerin hiçbir demokratik siyasette yeri yoktur” ifadesini kullandı.

Halkın karşılaştığı baskı ve tehditler nedeniyle büyük tedirginlik yaşadıklarına işaret eden Alpaslan, yıllarca baskı ve zulüm gören bölge halkının tekrar zulümle karşı karşıya bırakıldığını dile getirdi.

Alpaslan, şunları kaydetti:

“Bu da kendisini Kürtlerin tek partisi olarak gösterenlerin aslında halkı sevmediğini gösteriyor. Seçim çalışması için gittiğimiz yerlerde buraya giremezsiniz, burası kurtarılmış bölge gibi söylemlerle karşılaşıyoruz. Bölgedeki insanları baskıdan ve tehditten kurtarmak gerekiyor. İnsanlar yıllarca özgür olabilmek için mücadele verdi ama şu anda daha büyük bir baskı altında yaşıyorlar.”

(AA)

 

972 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Teknoloji Kategorisine Eklenmiş.

Bursa’da, bir özel ortaokuldan iki öğrenci, ipek kozasının kanamayı durdurucu ve ultraviyole ışınları geçirmeyen yapısından hareketle bu maddenin atıklarından yara bandı ve uzay kıyafeti tasarlayıp üretti.

Okulun 7’nci sınıfında öğrenim gören Ahmet Faruk Demirhan ve Ahmet Selim Küçükyalçın hem tasarladıkları ürünlerin patentini almak için müracaatta bulundu hem de Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumuna (TÜBİTAK) konuyla ilgili bir makale gönderdi.

Demirhan, AA muhabirine, atık kabul edilen kozaları değerlendirmek amacıyla araştırmalar yaptıklarını söyledi.

Önce kozadaki proteinlerin antibakteriyel olup olmadığını araştırdıklarını belirten Demirhan, “Bunun üzerine kozanın zararlı bakteriyi 10 milimetre uzaklaştırdığını, yararlı bakteriye de bir etki yapmadığını fark ettik ve kozaların içinde bulunan proteinlerin antibakteriyel olduğu sonucuna vardık. Kozaların kanamayı durdurucu özelliğini de göz önünde bulundurarak yara bandı yapabileceğimizi düşündük ve yaptık” diye konuştu.

Demirhan, kozanın, içindeki canlıyı korumak için ultraviyole ışınları engelleyici bir özelliği bulunduğunu vurguladı. Bu konuda da bir çalışma yürüttüklerini aktaran Demirhan, “Bir uzay kıyafeti yapabileceğimizi düşündük ve kıyafetin iç kısmına ipek kozaları yapıştırarak ultraviyoleyi engelledik” ifadesini kullandı.

Kozalı nükleer santral çalışanı ve radyolog kıyafeti

Projenin danışman öğretmeni Münire Kaya da Bursa’da ipekçiliğin yaygın olduğunu hatırlattı.

İpek kozalarının delindikten sonra sadece el sanatları ile kırpılarak yastık ve yorgan yapımında kullanıldığı bilgisini veren Kaya, şunları kaydetti:

“Böyle değerli bir maddenin başka alanlarda değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini düşündük. Kozanın içeriğini araştırdığımızda, kaynatıldığı zaman açığa çıkan serisin ve fibroin proteinlerinin varlığını ve bunların antibakteriyel ve aynı zamanda kanamayı durdurucu özelliğe sahip olduğunu fark ettik. ‘Acaba sağlık alanında değerlendirebilir miyiz?’ diye yola çıkıp yara bantları tasarladık. ‘Çocuklar elleri kanadığında mutlu olsun’ diye kelebek tasarımıyla yaptık. Kesilen yere denk gelecek iç kısmına da atık kozalardan parçalar yerleştirdik. Islandığı zaman daha aktif etki gösteriyor.

İpek kozaları, ultraviyole ışınlara karşı bir zırh görevi görüyor. Bu özellikten yola çıkarak ultraviyole ışınlara maruz kalan çalışma alanları için kıyafet tasarladık. Astronot kıyafetlerinde hem ısı yalıtımı hem de radyasyonu emici olarak kullanılabilir. Nükleer santral de Türkiye’nin gündeminde. Bir nükleer santral çalışanı da böyle ışınlara maruz kalacağı için onların kıyafetlerinde yer alabilir. Radyologlar, radyasyon ve ultraviyole ışınlarını süzen çok ağır kıyafetler giyiyor. ‘Bu alanlarda kullanılabilir mi?’ diye çalışmaya başladık ve olabileceği sonucuna ulaştık.”
 

(AA)

Toplam 91 sayfa, 3. sayfa gösteriliyor.12345...102030...Son »