admin Hakkında

Ana Sayfa » admin (Page 9)

Adı - Soyadı :

E-Posta Adresi : admin@haberbul.org

Hakkında :

1.507 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Sağlık Kategorisine Eklenmiş.

924 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Sağlık Kategorisine Eklenmiş.

Ankara’da düzenlenen 3. Ulusal Minimal İnvaziv Ürolojik Cerrahi Kongresi Başkanı ve Minimal İnvaziv Üroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Cenk Yücel Bilen, böbrek taşı hastalığı ülkemizin en yaygın hastalıklarından bir tanesi olduğunu ve bu konuda şanssız sayılabilecek bir coğrafi noktada yer aldığımızı belirtti.

Bilen, “Toplumumuzda böbrek taşı hastalığındaki gerçek oranı bilmiyoruz ama sık olduğunu hepimiz biliyoruz. Bilimsel literatüre baktığımızda aslında böbrek taşı hastalığının batıdan doğuya gittikçe arttığını da görüyoruz. Bizim açımızdan şansızlığı, böbrek taşının özellikle Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgesinde çocukların böbrek yetmezliği sebeplerinden birisi de olmasıdır. Dolayısıyla tedavi edilebilir bir hastalığın çocuklarda ve yetişkinlerde böbrek yetmezliği gibi bir noktaya gelmesi gerçekten en büyük şanssızlığımız. Güneydoğu Anadolu bölgesi sıcak bir bölge ve sıcak bölgelerde de taş hastalığı riski artıyor. Bugün ülkemizde böbrek taşı tanısı konusunda dünyanın hiçbir ülkesinden geri kalır bir yanımız yok. Hem teknolojik hem de hekimlerin bilgi ve donanımları açısından olabilecek en üst seviyedeyiz” diye konuştu.

BÖBREK TAŞI DÜŞÜRMEK İÇİN ALKOLLÜ İÇECEK İÇME İNANCI TAMAMEN YANLIŞ

Prof. Dr. Bilen toplumda bazı doğru bilinen yanlışların da olduğunu dile getirerek, özellikle alkol içerek böbrek taşı düşürülür kanısının aslında yanlış olduğunu ifade etti. Bilen, “Alkolün böbrek taşı üzerine hiçbir faydası yok. O kadar su içerseniz yine taşınızı düşürürsünüz. Halk arasında o su kaynağı çok faydalı, bu sıvı çok faydalı gibi bazı düşünceler var. Bu hacme dayalı bir şey, o kadar musluk suyu da içseniz zorlayıp yine o taşı düşüreceksiniz. Bugüne kadar bilimsel literatürde, herhangi bir sıvının ya da herhangi bir diyetin ya da herhangi bir hayvanın gözünün, herhangi bir balığın beyninin taş düşürmeyi kolaylaştırdığına dair veri yoktur. Ama bazı ilaçların taş düşürmeyi kolaylaştırdığını biliyoruz.

Bu taşın nerede olduğuna da bağlı ama öyle böbreğinizin içindeki 4 mm’lik taşı düşürmek için avuç avuç bilmediğiniz ilaçları içmenize gerek yok. Ancak idrar kanalının altına düşmüş ve idrar torbasına sıkışmış taşların düşmesinde bazı prostat ilaçlarının bunu kolaylaştırdığını biliyoruz ve bunları hastalarımıza veriyoruz. Dolayısıyla, biz hastalarımıza bir şeyi tavsiye ederken kanıta, tıbba dayalı olan tedavileri tavsiye ediyoruz. Gözü kapalı olarak tavsiye edebileceğimiz herhangi bir besin vb. kaynağımız yok” dedi.

İHA
 

541 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Sağlık Kategorisine Eklenmiş.

Sağlık Bakanlığı 112 acilin yeni telsiz haberleşme sistemi, önceki hafta Ege Denizi’nde meydana gelen 6,5 şiddetindeki depremde ilk sınavını başarıyla verdi. Yaşanan panik nedeniyle cep telefonlarının kilitlendiği deprem sonrası, Sağlık Bakanlığı 112 acilde iletişim sorunu yaşanmadı.

Analog sistemler üzerinden yürütülen 112 acil istasyonlarında haberleşme, yedek parça tedariki, tamir ve ilave frekans temininde sıkıntılar yaşanması üzerine sayısal telsiz sistemine geçilmesinin kararlaştırıldığını belirten Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Osman Arıkan Nacar;

“Haberleşme altyapısı 9 şiddetinde depreme, 160 kilometre hızındaki rüzgara karşı bile dayanıklı olan yeni sistem, ilk etapta 37 ilde uygulanmaya başlandı. Sayı batıdan doğuya doğru genişleyerek bu yıl içinde 50’ye çıkacak, 2016 yılı sonuna kadar da bütün Türkiye’yi kapsayacak. Sistemin işlerliğini Ege Denizi’nde yaşanan 6,5 şiddetindeki depremde test etme olanağı bulduk. Yaşanan panik sonrası cep telefonları kilitlenirken bütün istasyonlar, ambulanslar ve 112 çalışanları sayısal telsiz üzerinden kesintisiz rahatlıkla görüşme yapabildi. Bu da bir deprem ve afet ülkesi olan memleketimizde, Allah korusun böyle bir durum yaşandığı takdirde 112 acil sağlık hizmetlerinin sunumunda sorun yaşanmayacağını gösterdi” ifadelerini kullandı.

Soma felaketi sırasında da bu haberleşme sisteminin kullanıldığını ve sorunsuz çalıştığını bildiren Nacar, “Sayısal sistemi kara ambulansları, özel donanımlı ambulanslar, UMKE ekipleri ve helikopter ambulanslarda rahatlıkla kullanabiliyoruz” dedi.

721 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Sağlık Kategorisine Eklenmiş.

Van’da psikolojik rahatsızlığı bulunan 22 yaşındaki gencin yuttuğu kol saati, kapalı ameliyatla mideden çıkarıldı.

Mide ağrısı şikayetiyle Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Dursun Odabaş Tıp Merkezi’ne başvuran Erhan Ö’nün kol saati yuttuğu tespit edildi. Psikolojik rahatsızlığı bulunan Erhan Ö’nün midesindeki saat, kapalı ameliyatla (laparoskopi) çıkarıldı. Operasyonu gerçekleştiren Dr. Ümit Haluk İliklerden, hastanın psikolojik sorunları nedeniyle daha önceden de yuttuğu yabancı cisimlerin ameliyat edilerek yemek borusundan alındığını belirtti.

Midedeki saatin çıkarılması için gerçekleştirilen operasyonu anlatan İliklerden, mideye takılan portun yerinden çıkartılarak düşük basınçla şişirildiğini ve mideye optik kamera gönderildiğini ve bunun çok bir özel teknik olduğunu söyledi.

İLK DEFA UYGULANAN BİR SİSTEM

İliklerden, “Saat normal yapılan ameliyatla da çıkarılırdı. Ama daha büyük bir ameliyatla mide açığa çıkarılarak yaklaşık 10 santimetre kesilecekti. Ancak hastanın genç olduğunu ve yara yeriyle birçok sıkıntı çekebileceğini düşündük. Hocamızın sayesinde portlardan birkaç santimetrelik kesiklerle dışarıdan aletler kullanılarak operasyonu yaptık. Mide port yerinden dışarı şekilde düşük bir basınçla şişirildikten sonra, optik kameramızda görülen saat yandan sokulan aletle dışarı çekildi. Çok başarılı bir ameliyatla çıkardık” ifadelerini kullandı.

Operasyon sonrası sağlık durumu iyi olan hastanın taburcu edildiğini belirtildi.

517 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Sağlık Kategorisine Eklenmiş.

İlerlemiş cilt kanseri konusunda iki uluslararası araştırmanın sonuçları, “çarpıcı ve heyecan verici” olarak değerlendirdi.

Sonuçları Chicago’da Amerikan Klinik Onkoloji Topluluğu konferasında açıklanan her iki araştırmada da bağışıklık sisteminin, tümörleri tanıması ve hedef almasının sağlanmasına odaklanıldı. Araştırmalar çerçevesinde, kanser hücrelerinin bağışıklık sisteminden gizlenmelerini engelleyen, deneme aşamasındaki “pembrolizumab ve nivolumab” ilaçlarının kullanıldığı belirtildi. İlk çalışmada “pembrolizumab” ile tedavi edilen 411 hastanın yüzde 69’unun en az bir yıl yaşadığı kaydedildi.

İleri safhadaki melanom hastalarının, kanser diğer organlarına sıçradığından tedavi edilmeleri çok zorken, birkaç yıl öncesine kadar bu hastaların ortalama yaşam süresinin altı ay olduğu biliniyordu.

MK-3475 olarak da bilinen “pembrolizumab”, bağışıklık sisteminin saldırısını engellemek için gizlenme yöntemini kullanan diğer kanser türlerinin tedavisinde de test ediliyor.

Hastalardan 64 yaşındaki Warwick Steele, ekim ayından bu yana her üç haftada bir damardan “pembrolizumab” tedavisi gördüğünü, tedavi başlamadan önce zar zor yürüyebildiğini, melanomun, akciğerlerinden birine sıçradığını ve zor nefes aldığını söyledi. Bu dönemde ayakta durmakta bile zorlandığını belirten Steele, “Şimdi normale dönmüş hissediyorum, bahçe işleri ve alışveriş yapabiliyorum” diye konuştu. 

612 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Teknoloji Kategorisine Eklenmiş.

ASELSAN Genel Müdürü Cengiz Ergeneman, ASELSAN ile Kazakistan Engineering şirketinin ortaklaşa kurduğu ve geçen yıl sonunda Astana’da hizmete giren fabrikada elektro optik üretimine başlandığını kaydetti.

Ergeneman Aselsan’ın da katıldığı Kazakistan Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı KADEX 2014’de gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Ergeneman, 2013 sonunda başkent Astana’da faaliyete geçen Kazakistan Aselsan Engineering fabrikasında sadece elektro optik üretiminin değil her türlü elektronik sistem ve cihazın üretilmesini mümkün olduğunu söyledi.

Yazılım tabanlı üretim tesislerinin kısa sürede devreye alınmasının beklendiğini belirten Genel Müdürü Ergeneman, Kazak yerel firmalarıyla çeşitli işbirlikleri yaptıklarını kaydetti.

Ergeneman, Kazak yerel araç firmasıyla yürüttükleri projeyle geliştirdikleri stabilize silah sistemlerini araçların üzerine koyduklarını ve elektro optik sistemle donatarak KADEX 2014’de sergilediklerini belirterek, bu tür geliştirmelerle birlikte platform modernizasyonu işlerine de girebileceklerini dile getirdi.

Aselsan tarafından geliştirilen kaideye monteli Stinger sistemi olduğunu hatırlatan Ergeneman, Aselsan’ın Kazakistan’ın kullandığı emsal füzeler için de aynı sistemi geliştirmek için mühendislik çalışmalarına başladıklarını, prototipini oluşturarak gerekli denemeleri yaptıktan sonra kaideye monteli sistemi Kazakistan ordusunun emrine vermeyi istediklerini belirtti.

KAZAKİSTAN ASELSAN ENGINEERING

Kazakistan ASELSAN Engineering, Şubat 2011’de kurulmuştu. Kazakistan’ın askeri ve sivil kuruluşlarla bölge ülkelerinin ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik elektro optik ve elektronik cihaz ve sistemlerini üreten şirketin fabrikasında 3 bin gece görüş cihazı, 1200 termal nişangah, 3 bin adet de gündüz görüş nişangahı üretme kapasitesi bulunuyor.

KAE sermayesinin yüzde 50’si Kazakistan Engineering şirketine, yüzde 49’u ASELSAN’a, yüzde 1’i de Türkiye’nin Savunma Sanayi Müsteşarlığına ait.
 

814 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Teknoloji Kategorisine Eklenmiş.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) desteğiyle düzenlenen yarışmada “en yaratıcı resim” dalında birinci olan 13 yaşındaki Bozkurt Selvi’nin resmi, radyo dalgaları teknolojisiyle Ay’a gönderildi.

NASA, Üniversiteler Uzay Araştırmaları Derneği, Almanya Havacılık ve Uzay Merkezi, Ay ve Gezegen Enstitüsü’nün “Uzay Sanatında İnsanlar” adlı ortak programı kapsamında düzenlenen “Uluslararası Gençlik Sanat Yarışması”na (Humans in Space Youth Art Competition) 52 ülkeden 2 bin eser katıldı.

Yarışmada, “En Yaratıcı Resim Ödülü”nün sahibi Bozkurt Selvi oldu.

Yarışma kapsamında Ay’a gönderilecek 10 eserden biri seçilen Selvi’nin “Mission Europa” isimli eseri, radyoteleskopla dünyanın uydusuna yollandı.

Bozkurt Selvi, 8 yaşındayken e-posta aracılığıyla bir NASA çalışanıyla irtibat kurduğunu, yarışmaya annesinin teşvikiyle katıldığını söyledi.

Selvi, Ay’a gönderilen eserini, yarışmadan iki hafta önce çizmeye başladığını anlattı.

Yarışmada, jüri değerlendirmesi sonucu eserinin ilk 20 resim arasına girdiğini dile getiren Selvi, daha sonra bu resimlerin sosyal paylaşım sitesi üzerinden oylamaya sunulduğunu, resminin en çok oyu alarak birinci seçildiğini ifade etti.

AYA GÖNDERME İŞLEMİ CANLI YAYINLANDI

Bozkurt Selvi, resimde Jüpiter gezegeninin uydularından olan Europa’yı anlattığını aktararak, şöyle devam etti:

“Europa’nın üzeri buzla kaplı. İçinde de su var. İnsanların oraya gidişini anlattım. Burada bilim adamları hayat olabileceğini düşünüyor. Ben de onunla ilgili bir resim çizdim. En başta yarışmayı kazanacağımı tahmin etmiyordum. Oylamaya çıktı diye sevinmiştim ama kazanınca daha da çok sevindim. Resmin radyo dalgalarıyla Ay’a gitmesinden sonra iyice heyecanlandım. O kadar etki sağlayacağını düşünmediğim resim bayağı ses getirdi.”

Yarışmanın ardından ilk 10’a giren resimlerin radyo frekansları aracılığıyla uzaya gönderileceğini öğrendiğini belirten Selvi, Ay’a gönderme işleminin Amerika’dan yapılan canlı yayınla gösterildiğini dile getirdi.

Selvi, resmin gönderilirken radyo frekansları nedeniyle bozulduğunu ancak o anda çok heyecanlandığını sözlerine ekledi.

689 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Teknoloji Kategorisine Eklenmiş.

Diş implantı, Fransa’nın kuzeyindeki La Chêne’de yürütülen arkeolojik kazılarda, keresteden yapılan bir mezarın içinde gömülü halde bulunan Demir Çağ’a ait bir kadın iskeletinden çıktı.

Öldüğünde 20-30 yaş aralığında olduğu tespit edilen kadının üst kesici dişinin yerinde demir bir çivi bulundu.

Çivinin ahşap veya kemikten yapılan bir takma dişi tutmak için kullanılmış olabileceği ve zamanla çürüyüp yok olan dişin yerinde kaldığı belirtiliyor. Bulgular Antiquity dergisinde yayımlandı.

Fransa’nın Champagne-Ardenne bölgesinde bir konut projesi inşası sırasında yapılan kazılarda bulunan ve aynı kapalı bölgeye gömülen dört yetişkin kadından birine ait olan gömünün MÖ 3’üncü yüzyıla ait olduğu ifade edildi.

Mezar içinde bulunan malzemeler, Orta ve Batı Avrupa’da gelişen La Tene kültürüne ait özellikler taşıyor.

Genç kadının iskeletinin bulunduğu 2009 yılındaki kazılara katılan Guillaume Seguin, BBC’ye yaptığı açıklamada “İskelet çok kötü muhafaza edilmiş” dedi.

Seguin şöyle devam etti: “Fakat dişler anatomiye uygun dizilmişti. Azıdişleri, küçük azıdişleri, köpekdişleri ve kesici dişler… Bir de orada metalden bir parça vardı. İlk tepkim, ‘Bu da ne?’ oldu.”

Dişler bir torbaya kondu ve incelemeye alındı. Seguin daha sonra kadının iskeletinde 31 yerine 32 diş olduğunu fark etti, kazı alanında çekilen fotoğraflarda da demir çivinin kayıp bir diş yerinde durduğu görüldü.

Bordeaux merkezli arkeoloji kurumu Archeosphere’de çalışan Seguin, “Dişlerle aynı boyutlarda ve aynı şekilde olmasından yola çıkarak varılan en iyi varsayım, bunun bir diş protezi olduğu veya en azından diş protezi yaratma girişimi olduğudur” diye konuştu.

SONRADAN MI YERLEŞTİRİLDİ?

Seguin, bu girişimin başarısıyla ilgili şüphe duymak için geçerli nedenler olduğuna dikkat çekiyor.

Birincisi, vücut içinde paslanıp aşınma eğiliminde olmasından dolayı demirin, diş implantı olarak kullanılması uygun değil. Diş implantı için modern hekimlikte titanyum malzemesinin kullanılması tercih ediliyor.

İkincisi, o dönemde steril hijyen koşullarının yoksunluğu nedeniyle, apselerin oluşuyordu ve bu apseler de ilerleyen yaşlarda bireyin ölümüne neden olabiliyordu.

Kalıntıların kötü muhafaza edilmesinden dolayı, iskeletine ulaşılan kadının ölümünde diş implantının herhangi bir etkisi olup olmadığı tespit edilemiyor.

Fransa’da bulunan diş implantının Batı Avrupa’da görülen ilk takma diş olabileceği düşünülüyor fakat ilk protez diş olarak kabul edilen bulgular 5 bin 500 yıl önce Mısır ve Yakın Doğu’da elde edilmişti.

Fakat çoğunun, ölü bedenin bütünlüğünü korumak için sonradan yerleştirilmiş olduğuna inanılıyor.

Araştırmacılar Fransa’da bulunan diş implantının cesede sonradan yerleştirilmiş olabileceği ihtimalini göz ardı etmiyor ama implantın yaşam boyu kullandığına dair de kanıtlar olduğuna dikkat çekiyor.

Demir çivinin kemik veya ahşaptan yapılma dişi sabitlemek için kullanıldığına dair kesin bir kanıya da varılamıyor çünkü her iki malzeme de asitli toprakta erime özelliğine sahip.

Bordeaux Üniveresitesi’nde görevli Seguin ve diğer araştırmacılar gömülerin ‘dış görünümüne önem veren, dönemin elit tabakasına mensup kişilere’ ait olduğunu yazıyor.

Bilim insanları ayrıca, elde edilen bulguların Galyaların İtalya’nın kuzeyindeki Etrüsk medeniyetiyle iletişim halinde olduğu bir döneme denk geldiğine dikkat çekiyor.

Etrüskler, var olan dişlerin üzerlerine altın şeritler yerleştirerek Galyalılardan farklı bir düzenlemeye gitseler de, diş konusundaki ustalıklarıyla biliniyorlar.

Toplam 91 sayfa, 9. sayfa gösteriliyor.« İlk...7891011...203040...Son »