1.525 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Teknoloji Kategorisine Eklenmiş.

Söz konusu dönemde aboneler, 114,4 milyar dakika telefonla konuştu, 49,8 milyar kısa mesaj attı.

AA muhabirinin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) verilerinden yaptığı hesaplamalara göre, haziran ayı sonu itibarıyla toplam ses trafiği, geçen yılın aynı dönemine göre, yüzde 7,1 arttı. Geçen yılın 6 ayında 106,8 milyar dakika olan toplam ses trafiği, 2015 Haziran sonu itibarıyla 114,4 milyar dakika oldu.

Toplam konuşma trafiğinin dağılımına bakıldığında yıllar itibarıyla mobil arama trafik miktarı artarken, sabit arama trafik miktarının düştüğü görüldü. 2014’te, bir önceki yıla göre toplam trafik miktarı yüzde 8,2 artarak 219,1 milyar dakikaya ulaşırken, bu trafiğin yüzde 94’e yakınını mobil trafik oluşturdu.

– Sabit telefonda kan kaybı sürüyor

Sabit telefon abone sayısındaki düşüş eğilimi 2015’in ilkinci çeyreğinde de devam etti. Toplam trafiğin dağılımına bakıldığında yıllar itibarıyla mobil arama trafik miktarı artarken sabit arama trafik miktarının düştüğü görüldü. 2015 yılı ikinci çeyrekte toplam mobil trafik miktarı 56,4 milyar dakika olurken, sabit trafik miktarı ise 2,9 milyar dakika olarak gerçekleşti. Bir önceki üç aylık döneme göre mobil trafik miktarı yüzde 8 arttı, sabit trafik miktarı ise yaklaşık yüzde 1,2 azaldı. 2014 yılı ikinci çeyrekte yaklaşık 55,8 milyar dakika olan toplam trafik miktarı, bu yılın ikinci çeyreğinde 59,3 milyar dakika olarak gerçekleşti.

Bu yılın ikinci üç aylık döneminde mobilden mobile trafik miktarı bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 8,5 artış gösterdi. Sabitten sabite arama trafik miktarı ise yaklaşık yüzde 25,1 azaldı. Bir önceki dönemle kıyaslandığında ise mobilden mobile trafik miktarı yaklaşık yüzde 8,6 artarken sabitten sabite arama trafik miktarı ise yüzde 11,5 geriledi.

Toplam trafiğin büyük bir kısmını yüzde 90,5’ini mobil işletmecilerin kendi şebekelerinde gerçekleşen ve aynı zamanda diğer mobil şebekelere doğru yapılan aramalardan oluşan mobilden mobile trafik oluşturdu.

Türkiye’de yılın ilk 6 aylık bölümünde adeta parmaklar kısa mesaj (SMS) yazmak için işledi. Bu dönemde 49 milyar 779 milyon kısa mesaj atıldı.

SMS’e göre oldukça düşük seviyelerde olan multimedya mesaj (MMS) sayısı da söz konusu dönemde 44 milyon civarında gerçekleşti.

Bu yılın ikinci üç aylık döneminde Türk Telekom ve mobil şebeke işletmecileri toplam 7,7 milyar lira net satış geliri elde ederken, diğer işletmecilerin net satış gelirleri yaklaşık 1,9 milyar lira olarak gerçekleşti. Söz konusu dönemde Türk Telekom ve mobil işletmeciler toplam 1 milyar lira, diğer işletmeciler ise 179,9 milyon lira yatırım yaptı.

AA

1.448 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Teknoloji Kategorisine Eklenmiş.

Amerikalı astronot Scott Kelly ve Rus kozmonot Mikhail Kornienko’nun, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (UUİ) altı ayı geride bıraktığı bildirildi.

1.986 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Teknoloji Kategorisine Eklenmiş.

Uzay mekiği ve uyduların, dizayn, yapım ve  testinde kullanılan uzay teknolojilerini tek bir çatı altında buluşturan Uzay Teknolojileri Fuarı, ABD’nin Long Beach şehrinde yapıldı.

1.716 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Teknoloji Kategorisine Eklenmiş.

Dicle Üniversitesi (DÜ) Veteriner Fakültesi Dölerme ve Suni Tohumlama Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ümit Cirit, normalde bir inekten yılda ortalama iki dişi buzağı elde edilebileceğini, embriyo transferiyle bu sayısının 100’e kadar çıkabileceğini söyledi.

Veteriner Fakültesinde görevli öğretim üyesi Doç. Dr. Doğan Kurt ile araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) çalışmaları yürütmek ve yetiştiricilere model olmak amacıyla Diyarbakır-Çınar karayolunda 4 dönüm alana bir süre önce çiftlik kuran Cirit, AA muhabirine, 2010 yılına kadar İstanbul Üniversitesinde Türkiye’de ilk klonlamayı gerçekleştiren ekiple çalıştığını, bilimsel çalışmaları sahaya aktarabilmek için daha sonra Diyarbakır’a geldiğini söyledi.

Cirit, akademisyenler için en büyük sıkıntılardan birinin bilimsel çalışmaların yürütüleceği alan bulamamak olduğuna işaret ederek, uygulamalar yapıp yetiştiricilere model olmak için teknokent kapsamında bir şirket kurarak hayvancılık alanında biyoteknolojik Ar-Ge çalışmaları yaptıklarını belirtti.

Daha önce yurtdışından getirilen embriyoların transferiyle dünyaya gelen dişi tüp buzağılardan annelik çağına gelenlerden embriyo üretip diğer hayvanlara naklettiklerini aktaran Cirit, bu sayede verimliliği artırmayı ve kısa sürede genetik ilerleme sağlamayı hedeflediklerini kaydetti.

“Hedeflediğimiz noktanın üzerine geçmiş durumdayız”

İşletmede embriyo transferini bir adım daha ileriye götürerek cinsiyeti belirli embriyo da üretip, düşük verimli hayvanlara nakletmeye başladıklarını bildiren Cirit, şunları söyledi:

“2005 yılında yapılan bir araştırmaya göre, uluslararası piyasada, sütçü ırk kaliteli bir anneden doğan bir erkek buzağının doğduğu andaki satış fiyatı yaklaşık 470 lira, kaliteli bir dişi buzağının ise bin 400 lira. Sütçü işletmeler, dişi buzağı elde etmek ister. 1990 yılından sonra dünyada cinsiyeti belirli sperma ticari anlamda üretilmeye başlandı. Cinsiyeti belirli spermalar kullanarak yüksek kalitede dişi buzağılar elde etmek için bir ay önce ilk transferleri gerçekleştirdik. Gebelik sonuçlarını bekliyoruz.”

“Elde ettiğimiz embriyo açısından hedeflediğimiz noktanın üzerine geçmiş durumdayız” diyen Cirit, dünyada cinsiyeti belirli embriyo üretiminde ortalama hayvan başına elde edilen embriyo sayısının üzerine geçildiğini anlattı.

“Embriyo transferi, genetik ilerlemeyi çok hızlandırıyor”

“Normalde bir inekten elde edilecek dişi buzağı sayısı ortalama iki. Embriyo transferiyle yüksek verimli bir inekten yılda 50-100 dişi buzağı elde edilebilir” ifadesini kullanan Cirit, şunları kaydetti:

” Embriyo transferi, genetik ilerlemeyi çok hızlandırıyor. Maliyetli olduğu için yetiştiriciler bu tür çalışmalardan ya uzak duruyor ya da bu çalışmaları bilmiyor. Türkiye’de bu çalışmalar saha şartlarında çok yaygın değil. Cinsiyet tayini yapılmış embriyo üretip transfer eden ilk işletme olduğumuzu düşünüyoruz. Yurtdışından cinsiyet tayini yapılmamış dondurulmuş tek bir embriyonun üreticiye maliyeti transferiyle ortalama bin 800 lira. Ortalama yüzde 50 gebelik elde ettiğimizi düşünürsek 4 transferden ancak bir dişibuzağı elde edebiliriz. İthal donmuş embriyo ile bir dişi buzağı elde etmenin maliyeti yaklaşık 7 bin lira. Bunu işletme koşullarında yaparak maliyeti 5’te bire indirebiliriz.”

“Hayvan ithalatına en önemli alternatif, embriyo transferi”

Yetiştiricilikte en önemli maliyetin yem gideri olduğunu aktaran Cirit, “Yetiştiriciler olarak ayakta durabilmemizi sağlayacak tek ve en ucuz yöntem genetiği iyileştirmek ve bu sayede hayvan başına verimliliği artırmaktır. Embriyo transferiyle elde edilen yüksek verimli inekten sağlanan kar, düşük verimli bir ineğe göre yaklaşık 7 kat artabiliyor” dedi.

Bu yöntemin hayvancılığa büyük katkısı olacağına dikkati çeken Cirit, şöyle konuştu:

“Hayvan ithalatına en önemli alternatif, embriyo transferidir. Bu sayede hayvancılıkta karlılık artar, köyden kente göç azalır, et ve süt fiyatı ucuzlar, istihdam, üretim ve milli sermayeye ciddi katkı sunar. Bu hayal değil. Türkiye daha önce Amerika ve Kanada’dan uçaklarla dahi damızlık hayvan getirdi. Ülkemizde görülmeyen hastalıklar ortaya çıkmaya başladı. Değerinin üzerinde paralar ödenen bu hayvanların pek çoğu adaptasyon sorunu yaşadığı için telef oluyor.”

Ümit Cirit, uzun vadedeki hedeflerinin, ülkeyi ithalatçı ülke statüsünden çıkarıp, kendi embriyosunu üreten ve yurtdışına ihraç eden konuma getirmek olduğunu söyledi.

  “Model oluşturduk”

İşletmenin ortağı Doç. Dr. Doğan Kurt da ileri teknolojiyi kullanarak bölgede hayvancılıkta model olmayı amaçladıklarını belirtti.

İşletmeyi kurarken başta zorluklar yaşadıkların dile getiren Kurt, “Bölgemizde, iklime adaptasyonu olan, hayvan refahının uygulanabildiği, bakım ve yemlemenin bilimsel kriterlere uygun şekilde yapıldığı bu işletmeyle model oluşturduk” diye konuştu.

Doç. Dr. Kurt, işletmeyi örnek alan yetiştiricilerin olduğunu, bu yöntemi daha da geliştirip ülke ekonomisine katkı sunmak istediklerini belirtti.
 

(AA)

 

1.658 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Teknoloji Kategorisine Eklenmiş.

Elektronik devi Microsoft, Kanada’da iki yeni veri merkezi açma kararı aldı.

1.577 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Teknoloji Kategorisine Eklenmiş.

Kastamonu’da oto tamirciliği yapan iki ortak, klasik otomobilleri orijinal görünümüne kavuşturuyor.

Çocukluk yıllarında çırak olarak işe başlayan ortaklardan kaporta ustası Hakan Demir (38) ve boya ustası Çınar Hadioğlu (34), iki yıl önce tamir atölyesi açarak birlikte çalışmaya başladı. Başlangıçta sadece otomobil tamiri yapan ortaklar, zamanla klasik otomobiller üzerinde de çalışmaya başladı.

Hakan Demir ve Çınar Hadioğlu’nun klasik otomobillere ilgisi, 6 ay önce Hadioğlu’nun bir arkadaşının 1949 model Ford Custom marka otomobilini tamir ettirmek için dükkana getirmesiyle başladı. Aracın onarımını yapan ortaklarda klasik otomobiller üzerinde çalışma merakı uyandı. Demir ve Hadioğlu bugüne kadar 6 klasik otomobili orijinaline uygun şekilde tamir ederek, “ilk günkü” görünümüne kavuşturdu.

– Tamir süresi 1 ila 3 ay

Hakan Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son olarak 1973 model bir otomobilin onarımını yaptıklarını belirterek, üzerinde çalıştıkları otomobillerin orijinal parçalarını bulmak için yurt dışından ve diğer illerden parçalar getirttiklerini ifade etti.

Bulamadıkları parçalar için ham saçtan işlenmiş malzemeler kullandıklarını dile getiren Demir, “Otomobillerin tamir süresi, çürük ve hasarlı bölümlerin büyüklüğüne göre değişiyor. Ortalama 1 ila 3 ay zamanımızı alıyor. Klasik otomobillerin sağlıklı şekilde tamir edilebilmesi için, tüm parçalarının sökülmesi gerekiyor. Araçların önce şasi ve kaportası ayrılarak çürükleri gideriliyor” dedi.

Demir, otomobilin tüm parçalarını sökmelerinin çürük ve hasarlı bölümlerin görülmesini daha da kolaylaştırdığını belirterek, aracın yürüyen aksamını söktükten sonra çürük temizlemesi yaptıklarını kaydetti. Kumlama tekniği sonrası temizlik, astar ve boya işlerini de özenle yaparak otomobili orijinal haline getirdiklerini anlatan Demir, “Şimdiye kadar 6 klasik otomobili tamir ettik. Tamir ettiğimiz klasik otomobilleri trafikte gördüğümüzde gurur duyuyoruz” diye konuştu.

”Klasik otomobil tamiratı bizim için tutku haline geldi” diyen Çınar Hadioğlu ise bu işi yaparken çok keyif aldıklarını ve halen 1963, 1973 ve 1975 model 3 otomobil üzerinde çalıştıklarını anlattı.

(AA)

1.320 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Teknoloji Kategorisine Eklenmiş.

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Safiye Çıkrıkçıoğlu Meslek Yüksekokulu Gıda Teknolojisi Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Hasan Cankurt, AA muhabirine yeni buluşla ilgili açıklama yaptı.

ERÜ Gıda Mühendisliği Bölümünden Prof. Dr. Hasan Yetim ve Yıldız Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Osman Sağdıç ile geliştirdikleri yönteme, isimlerinin baş harflerinden oluşan “H2O” adını verdiklerini söyledi.

Proje kapsamında peynirde bozulmayı önlemek için kullanılan tuzu, yasal limitlerin de altına indirmeyi başardıklarını ifade eden Cankurt, şöyle devam etti:

” Peynir salamura işleminde, bizim geliştirdiğimiz jel tekniğini kullandık. Bu teknikte peynirin içerisinde bekletildiği salamura suyunu kıvam artırıcı jel hale getiriyoruz. Bu sayede aztuz kullanmış olsak bile peynir suyu çekemediği için yumuşayıp bozulmuyor. Normalde az tuz kullanırsanız peynir ortamdaki suyu çeker ve erir. Biz bu çalışmada, salamura suyunu kıvam artırıcılar ekleyerek peynire geçecek suyu bağladık. Bu sayede de peynir erimiyor, lezzeti de güzel. Tuzu azaltıldığı için peynir tadı daha çok algılanıyor.”

Cankurt, kullandıkları kıvam artırıcıların hayvansal ve bitkisel kaynaklı olduğunu vurgulayarak, sağlığa hiçbir zararının olmadığını kaydetti.

Projeye 150 bin lira bakanlık desteği

Projelerine, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 150 bin lira hibe desteği verildiğini dile getiren Cankurt, patent başvurusunu da yaptıklarını bildirdi.
 

(AA)

1.132 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Teknoloji Kategorisine Eklenmiş.

Antivirüs yazılım firması ESET’in Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Alev Akkoyunlu, sosyal medya hesaplarındaki pek çok linkin, kullanıcıları sahte ve virüslü sitelere yönlendirdiğini, bu şekilde kişisel ya da finansal bilgilerin elde edilmesinin hedeflendiğini bildirdi.

Antivirüs yazılımı firması ESET ve Türkiye Ekonomi Bankasının (TEB), son yıllarda dijital dünyada artan tehditler, çözümler konusunda kurumları ve kullanıcıları bilgilendirdiği “ESET-TEB Kurumsal Bilgi Güvenirliği Toplantıları”nın dördüncüsü Konya’da yapıldı.

ESET Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Akkoyunlu, toplantıda, “bana bir şey olmaz” diyerek hem bireylerin hem de kurumların siber saldırıların hedefi haline geldiğini söyledi.

Siber saldırılardan korunmak için yapılması gereken 4 önemli konu olduğunu vurgulayan Akkoyunlu, “Öncelikle sosyal medya linklerine güvenmemekle işe başlayabilirsiniz. Sosyal medya hesaplarındaki pek çok link, kullanıcıları sahte ve virüslü sitelere yönlendiriyor, kişisel ya da finansal bilgileri elde etmeyi hedefliyor. Tıkladığınız linke dikkat edin” dedi.

İkinci sırada parola probleminin olduğunu belirten Akkoyunlu, basit şifrelerin hackerlerin işini kolaylaştırdığını, banka, online alışveriş ya da mail hesapları için mutlaka ayrı ayrı ve olabildiğince küçük-büyük harfli, rakamlı şifrelerin oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Microsoft Office, Adobe Flash Player ya da Java gibi programlara ilişkin sistem güncellemelerinin mutlaka yapılması uyarısında bulunan Akkoyunlu, şunları kaydetti:

“Zararlı yazılımların pek çoğu güncellenmeyen sistemlerin açıklarını kullanarak iş görür. Dördüncü olarak, aslında birer bilgisayar olan akıllı cep telefonunuza üçüncü parti aplikasyon mağazalarından kaynağı belirsiz program indirmeyin. Bu dört temel konuya özen gösterirseniz, hackerlerin işini zorlaştırmış ve cazip bir hedef olmaktan kurtulmuş olursunuz.”

Türkiye’de mobil bankacılık müşterisi iki kat arttı

TEB İnternet ve Mobil Bankacılık Yöneticisi Şahin Gör ise online bankacılığın geliştiğini, özellikle mobil bankacılığa güçlü bir yönelim olduğunu anlattı.

Türkiye’de mobil bankacılık müşterisinin 2014 yılında bir önceki yıla göre iki kat artarak 6 milyon 711 bin kişiye ulaştığını aktaran Gör, “Mobil bankacılık uygulamamız CEPTETEB’i kullanan müşterilerimizin yüzde 55’i, sadece bu kanalı kullanarak bankacılık işlemlerini diledikleri zaman diledikleri yerden gerçekleştiriyor. Müşterilerin beklentilerine cevap vermek için şirketlerin de dijitalleşmesi ve mobil teknolojileri kullanması gerekiyor” diye konuştu.

Suç bilimleri uzmanı İsa Altun da kişilerin kredi kartı bilgilerini bir biçimde ele geçiren siber suçluların bu bilgileri Türkiye’de kullanmak yerine uluslararası suç örgütlerine sattığına işaret etti.

Türkiye’den çalınan kredi kartının Güney Amerika’da, Bolivya ya da Peru’da kullanıldığını ifade eden Altun, bu ve buna benzer durumlardan ancak teknoloji desteğiyle ve tehlikeler konusunda bilinçlenerek korunmanın mümkün olduğuna dikkati çekti.

(AA)

Toplam 15 sayfa, 2. sayfa gösteriliyor.12345...10...Son »