1.037 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Teknoloji Kategorisine Eklenmiş.

ASELSAN ve Bilkent Üniversitesi ortaklığında temeli atılan, ülkenin ilk galyum nitrat temelli çip üretimi yapacak fabrikasından sonra Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı önderliğinde Türkiye’nin ilk büyük ölçekli seri üretim kapasitesine sahip silisyum temelli çip fabrikası için çalışmalar başladı.

2.437 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Teknoloji Kategorisine Eklenmiş.

1.935 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Teknoloji Kategorisine Eklenmiş.

Avrupa Uzay Ajansı (ESA) projesi “Rossetta” Uzay Aracının, Kuyrukluyıldız üzerine “Philae” adlı bir “kondu” indirmesiyle, yarın insanlığın uzayı anlaması açısından tarihi bir gün yaşanacak.

Rossetta Uzay Aracı, Kuyrukluyıldız 67P/Churyumov-Gerasimenko üzerine “Philae” adlı bir “kondu” indirecek. Böylece bilim insanları, ilk kez bir kuyrukluyıldızı çok yakından tanıma imkanı edinecek.

Ankara Üniversitesi Kreiken Rasathanesi yetkililerinden alınan bilgiye göre, insanlığın uzayı ve uzayda yakın çevresindeki gök cisimlerini anlaması açısından yarın tarihi bir gün olacak.

Rossetta, Güneş sistemi içindeki milyonlarca kilometre süren 10 yıllık yolculuğu sonrası 6 Ağustos’ta kuyrukluyıldıza ulaştı ve etrafında bir yörüngeye oturdu.

Başlangıçta “Site J” adıyla adlandırılan iniş bölgesi, ESA tarafından düzenlenen bir yarışma sonucunda “Agilkia” olarak isimlendirildi. Yarışma sonunda önerdiği isim seçilen Fransa’dan Alexandre Brouste adlı şanslı gökbilim meraklısı, inişi Darmstadt’taki ESA ekibiyle birlikte takip edecek.

Her şeyin planlandığı gibi gitmesi durumunda Rossetta, “Philae” kondusunu 12 Kasım sabahı Türkiye saati ile 10.35’te kuyrukluyıldızdan 22,5 kilometre uzaklıktan bırakacak. Philae‘nin yüzeye inişi ise yaklaşık 7 saat sürecek. Bu sırda Rossetta ile Dünya arasındaki mesafe 500 milyon kilometreden fazla ve ışık hızı da sonlu olduğu için, Rossetta‘dan gelen sinyaller, 28 dakika 20 saniye gibi bir sürede Dünya’ya ulaşacak. Bu nedenle Türkiye saati ile 17.35 dolayında gerçekleşecek inişten sonra saat 18.00’de Rosetta’dan ilk haber alınabilecek.

Pek çok televizyon kanalı ve ESA TV de uzay bilimlerindeki bu tarihi anı naklen yayınlayacak. Ayrıca iniş www.esa.int/rosetta ve www.dlr.de internet sitelerinden de canlı yayınlanacak.

İnsanlığın uzay serüveni açısından bir kilometre taşı olacak bu önemli olayla ilk kez bir kuyrukluyıldız, çok yakından tanınma imkanına kavuşacak.

Rossetta’nın Dünya’dan yüz milyonlarca kilometre uzaklıktaki bu cisme ulaşması 10 yıldan fazla bir süre ve 7 milyar kilometreden daha uzun süren bir yolculuk gerektirdi. Yarın akşam, Rossetta Philae kondusunu 67P/Churyumov-Gerasimenko üzerine indirdiğinde insanlık ilk kez bizden bu kadar uzaklıktaki bir uzay görevini başarıya ulaştırmış olacak.

1.140 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Teknoloji Kategorisine Eklenmiş.

“Burası antik çağda, 2 bin yıl önce de bir balıkçılık merkeziydi, şu anda da bölgede balıkçılık yapılıyor. O dönemdeki insanların dişlerindeki aşınmanın günümüzdeki insanlarda da devam ettiğini gördük”

Biga ilçesi Kemer köyü yakınında yer alan Helenistik dönemin önemli antik liman kenti Parion’daki kazılarda, 2 bin yıllık ayak izi bulundu. Bu izin, tuğlaların yapımı ve bölgedeki inşaat çalışmaları sırasında bir işçinin yanlışlıkla harcın üzerine basması sonucu oluştuğu tahmin ediliyor.

Alınan bilgiye göre, antik kentteki sezon kazılarına, güney nekropol, tiyatro, odeon, Roma hamamı, yamaç ve sondaj yapıları başta olmak üzere 7 bölgede devam ediliyor. Bunun yanı sıra kentin farklı noktalarında sondajlar yürütülüyor.

Restorasyon ve konservasyon çalışmalarının da yapıldığı bölgede, önceki yıllarda ortaya çıkarılan ve kazısı biten erken Bizans şapeliyle ilgili arkeopark projesinin tamamlanması hedefleniyor.

Kazı Heyeti Başkanı ve Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vedat Keleş, bu yılki kazılarda çok önemli bilgilere ve verilere ulaştıklarını söyledi.

Parion için çok önemli veriler elde edilen Roma hamamı kazılarında bir tuğla bulduklarını anlatan Keleş, şöyle devam etti:

“Tuğlanın üzerinde, 2 bin yıl önce, o dönem burada yaşayan bir kişinin ayak izine rastladık. Boyutlarına baktığımızda normal bir ayak izi olduğunu tespit ettik. Tahmin ediyoruz ki bu ayak izi, tuğlaların yapımı ve bölgedeki inşaat çalışmaları esnasında orada çalışan bir işçinin bilmeden, yanlışlıkla üzerine basması sonucu oluştu. Bu ayak izinin yanında bir de pati izi var. Bu izin de, ayak izinin sahibinin köpeğine ait olduğunu tahmin ediyoruz. Söz konusu izlerin, bilinçsizce, tuğla henüz hamur haldeyken yanlışlıkla üzerine basılması sonucu oluştuğunu düşünüyoruz.”

Keleş, ayak izinin, arkeoloji tarihi bakımından ilginç bir buluntu olduğunu vurguladı.

Antik dönemde yaşamış bir insanın ayak izine ulaşmaktan memnuniyet duyduklarına değinen Keleş, “Antik Roma döneminde yaşayan insanlarla şu anki insanların boyları hemen hemen aynı. Bu ayak izi, normal yaşlarda yetişkin sayılabilecek bir insana ait olabilir. 40 ya da 41 numara olduğunu tahmin ediyoruz” diye konuştu.

İNSAN İSKELETİNDEKİ DİŞLERDE AŞINMA İZLERİ

İÇDAŞ Çelik, Enerji, Tersane ve Ulaşım AŞ ana sponsorluğunda yürütülen kazılarda bu yıl genel anlamda çok önemli bulgulara rastladıklarını aktaran Keleş, ayrıca antropolojik bulgular anlamında önemli bir keşfin de Parion’da gerçekleştiğini aktardı.

Keleş, şunları kaydetti:

“Burada kazılar sırasında çıkan iskeletler antropologlar tarafından incelendiği sırada hepsinin ön dişlerinde bir aşınma olduğunu tespit ettik. Bu, neden olabilir diye düşündük. Acaba tahıldan mıdır? Ya da bunun sebebi nedir diye araştırdık. Tabii bunun için biz farklı bir yöntem denedik. Kemer köyünde yaşayan yaşlı bir amcayı kazı evine davet ettik. Amcaya, bize ön dişlerini göstermesini istedik. İskeletle karşılaştırdığımızda amcanın dişlerindeki aşınmanın birebir aynı olduğunu gördük. Çok ilginçti. Acaba dedik, binlerce yıldır yemek rejiminde mi bir değişiklik olmamış? Ya da başka bir neden mi var diye sorduk amcaya. Meğer balıkçılar, ağ yaparken malzemeyi ağızlarına alıp ön dişleriyle tutarmış. Sonra anladık ki bu aşınma tamamen mesleki bir aşınmaymış. Burası antik çağda, 2 bin yıl önce de bir balıkçılık merkeziydi, şu anda da bölgede balıkçılık yapılıyor. O dönemdeki insanların dişlerindeki aşınmanın günümüzdeki insanlarda da devam ettiğini gördük. Bu dişlerdeki aşınma 2 bin, 2 bin 200 yıldır devam ediyor.”
 

1.604 views Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış. admin tarafından Teknoloji Kategorisine Eklenmiş.

Teknolojinin ilerlemesiyle hızlanan bilgisayarların en büyük problemi haline gelen sıcaklık, Türkiye’de geliştirilen bir sıvı sayesinde problem olmaktan çıkıyor.

Gelişen teknoloji ile performansları arttırılan bilgisayarların ve server (sunucu bilgisayar) sistemlerinin en büyük problemi sıcaklık ve soğutma yöntemleri. Sıcaklığı artan bilgisayarlar genelde klasik olarak hava ile soğutuluyor. Yıllardır kullanılan bu klasik yöntem bilgisayarların içerisinde çok miktarda tozun girmesine, cihazı soğutmak için sürekli enerji tüketimine, fanların tozdan dolayı aşırı ses çıkarmasına, sıcaklık yüzünden cihazın tam performanslı çalışmamasına sebep oluyor.

Türkiye’de bir ilke imza atan Melih Aksoy isimli girişimci, suya karıştırdığı elektriği iletmeyen bir sıvı ile bilgisayar ve server sistemlerinin soğutma işlemini gerçekleştiriyor. Aksoy, yeşil teknoloji firması çalışanlarıyla geliştirdikleri sıvı sayesinde soğutma maliyetini minimuma indiriyor. Bilinen su ile soğutma yönteminden farklı olarak bilgisayarı veya server sistemlerini bu sıvının içerisine daldırarak çalışması sağlanıyor. Böylece cihazdaki sıcaklık sıvının içinde dağılarak bilgisayarın daha istikrarlı, sessiz ve güvenli çalışmasını sağlıyor. Elektriği iletmeyen bu sıvı sayesinde, soğutulan sistemler düşük soğutma maliyeti ve enerji tasarrufuna sahip oluyor. Bu sıvı ile soğutulan sistemler klasik soğutma yöntemlerine göre yüzde 50 daha az enerji harcıyor.

ÖNCE HAYAL ETTİK, SONRA GERÇEKLEŞTİRDİK

Çocukluğundan beri teknolojiye olan yatkınlığından bahseden Yeşil Teknoloji çalışanı Melih Aksoy “4 yıldır bilgisayar sistemleri üretiyoruz. Biz normalde bilgisayar sistemleri yapan bir ekibiz. Yaptığımız bu sistemlerde soğutma için çok fazla enerji zayiatı olduğunun farkına vardık. Amerika’dan 90 bin dolara satın aldığımız soğutma sistemlerinin, Türkiye’de çok ciddi bir cari açığa sebep olduğunu gördük. Biz bu bilgisayar sistemlerini daha ucuz, daha basit ve kendi üretimimizle nasıl soğuturuz diye düşündük. Daha önceleri hayal ettiğimiz, elektronik cihazları bir sıvının içerisine daldırmak suretiyle nasıl soğuturuz fikrini düşündük. Araştırmalarımızın neticesinde soğutma işlemini bu şekilde yaptık. Cihazı elektrik iletmeyen bir sıvının içerisine koyarak soğutuyoruz. Mevcut server bilgisayar sistemlerinde odayı değil sadece kabinin içerisindeki sıvıyı soğutarak bu işi daha basite indirdik’’ dedi.

ENERJİ KULLANIMINDA YÜZDE 50 TASARRUF

Kendi sistemlerinin diğer soğutma sistemlerinden farklı yönlerini anlatan Aksoy sözlerine şöyle devam etti “Bizim sistemimizin en büyük avantajı enerji sarfiyatındaki düşüklük, dışa bağımlılıktan kurtarmak ve sıfır bakım maliyeti. Bizim sistemimiz ile kurulmuş bir bilgisayar sistemi 2 yıl içerisinde maliyeti amorti ediyor. Ondan sonraki yıllarda ise her yıl enerjiyi kullanımda yüzde 50 kar ediyor. Bizim sistemimizde kullanılan cihazların bakım yapma gibi bir maliyeti yok. Çünkü toz, nem ve hava ile teması olmadığı için, korozyon ( oksitlenme, paslanma) hiçbir şekilde üzerinde olmuyor. Cihazı sıvının içerisinden çıkardığınız zaman sanki fabrikadan çıkmış gibi tertemiz görünüyor. Bu cihazın daha verimli çalışmasına sebep oluyor. Sıvının içerisindeki cihazları yakacak kadar sıvı ısınamaz bu yüzden güvenli bir sistem. Bireysel kullanıcılar içinde bir çalışma yaptık ve bilgisayar hariç bin Türk Lirası gibi bir fiyata bu sistemi yapıyoruz. Bu projeyi geliştirmek için desteğe ihtiyacımız var.